Destek mi, köstek mi?
MEB bursları öğrencinin hemen tüm ihtiyacını karşılıyor ve hatta örneğin Amerika'da bir üniversite asistanının bir maaşına karşılık geliyor. Ama madalyonun öteki yüzünde, bürokratik engeller nedeniyle korkulu rüyalar gören burszede öğrenciler var.
Milli Eğitim Bakanlığı özellikle yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı ihtiyacının karşılanması amacıyla, 2547 sayılı kanun uyarınca, araştırma görevlisi kadrolarına atanmak suretiyle yurtdışına öğrenci yolluyor. Yükseköğretim kurumları tarafından yurtdışına lisansüstü öğrenci olarak gönderilebilmek için ilk önce LES'e (Lisansüstü Eğitim Sınavı) girmeniz ve yurtdışından döndüğünüzde çalışmak için bir üniversite tercihi yapmanız gerekiyor. MEB burslarında favori ülke tabii ki ABD. Bu burslar öğrencinin, yemeiçme masraflarından okul harcına, aylık harçlığına kadar her şeyi karşılıyor. ABD'ye gidişdönüş paranız bile bir defaya mahsus olmak üzere ödeniyor. Verilen maaş Amerika'da üniversitede asistanlık yapan bir master/doktora öğrencisinin maaşına karşılık geliyor. Yalnız tüm artılarına rağmen, bürokratik engeller son dönemlerde bu bursların öğrenciye destek mi yoksa köstek mi olduğu tartışmalarını başlattı.
MEB, ABD'de doktora için öğrencilere üç yıl tanıyor, altışar aylık uzatmalarla bu süre ancak beş yıla çıkabiliyor. Oysa ABD'de doktora için gereken süre artık dokuz yıl civarında. MEB burslarında süre belirlenirken maalesef öğrencinin gittiği ülkedeki ortalama eğitim süresi gözönüne alınmıyor. Doktora eğitimini bu süre içerisinde tamamlayamayan öğrenci sorgusuz sualsiz başarısız sayılıyor. Derhal geri dönmesi isteniyor ve ödeme için kendisine ve kefiline dava açılarak haklarında tazminat işlemleri başlatılıyor.
Verilmiş olan süreyi geçen bir zamanda, fakat başarıyla eğitimlerini tamamlayan öğrencilerse, eğitimlerine devam ederken borç ve faiz ödüyor; hizmet yerlerine dönseler dahi faiz borcuna maruz bırakılıyor ve bu miktarların atama öncesinde ödenmesi bekleniyor. Şu anda Meclis Genel Kurulu'nda bekleyen "Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Taşarısı"nın 1'inci maddesi, hali hazırda Türk Lirası üzerinden borç ödemek zorunda bırakılan birçok öğrenciye döviz üzerinden ve daha adil bir hesapla ödeme olanağı sunuyor. Bu maddenin Meclis'te görüşülmesini bekleyen binlerce öğrenci var.
Geri ödeme işi hem parasal hem de bürokratik açıdan ağır. MEB ödemenin beş yıl içinde yapılmasını istiyor. Borç hesaplanırken, aylık maaşınız YTL, okul harçları ise dolar olarak işlem görüyor. Borcunuzun dolar kısmını üç yıl içinde ödemekle yükümlüsünüz. Haziran 1996 öncesinde yurtdışına gönderilen öğrencilerin borçları Türk Lirası olarak hesaplanıyor ve asıl borca yüzde 50 gibi inanılmaz yüksek bir oranda ceza ekleniyor. Hesaplanan meblağın varsa döviz borcu ile aynı anda işleyecek faiziyle birlikte en çok beş yıl içinde geri ödenmesi şart koşuluyor. Bu da geri ödemeyi neredeyse imkansız hale getiriyor.
Halbuki bir Amerikan vatandaşı kendi ülkesinde öğrenim için burs aldığında, bu meblağ okulu bitirdikten sonra geri ödenmek kaydıyla 10 yıla yayılıyor ve gerektiğinde borç bir yıllığına askıya alınabiliyor. İngiltere'de ise öğrenci mezuniyetten sonra bulduğu işten aldığı maaş oranında ödeme yapıyor. MEB burslarının geri ödemesinde bu tip esneklikler olmaması öğrenciye çok büyük yük getiriyor.
Şu anki uygulama ile astarı yüzünden pahalıya geldiği için, yeni yasa kabul edilene kadar bu burslara talep azalacak gibi gözüküyor. Hatırlatmakta yarar var; 2547 sayılı kanunun 33'üncü maddesi ve 1416 sayılı kanun uyarınca tazminat takibine başlanmış olup da, borçlarının tamamını ödemeyenlerden, doktora öğrenimlerini tamamlayarak üniversitelerde görev almak isteyen araştırma görevlilerinin para borçları mecburi hizmete dönüştürülebiliyor.
Not: Bu yazının hazırlanmasında Türk Burslular Birliği'nin verileri kullanılmıştır. (www.burslu.org)
Ayşe Kora
Yeni Aktüel
17 Ocak 2006


