Basın Açıklaması
Değerli Türk Basın Mensupları,
Size yurt dışındaki yüzlerce burslu öğrenci ve akademisyen ile Türkiye'de sayısı binleri bulan aile fertleri ve kefillerimizi ilgilendiren önemli bir konuda yardımınızı istemek için yazıyorum. Bizler 25 Ekim 2005 tarihinde mecliste oylaması sonlanmadan geri çekilen, ve şu anda Meclis gündeminde bekleyen "Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı" çerçevesinde gündeme gelen " BURSLU" öğrencileriz. Bu tasarının önce onaylanıp sonra geri çekilen 1. maddesi başta olmak üzere, diğer birkaç maddesi bizim sorunlarımızın bir kısmına önemli çözümler getiriyordu. Yıllardır gözden kaçan büyük bir yaraya çare olacak bu kanunun bir an evvel yeniden gündeme alınıp yasalaşması için basın ve kamu oyunun acil yardımınıza ihtiyaç duymaktayız. Yaklaşık 25,000 kişiyi ilgilendirdiği TBMM'ndeki çeşitli kaynaklarca dile getirilen bu kanuna destek için şeriatçılıkla hiçbir alakası olmayan biz yurt dışındaki başarılı öğrenci ve akademisyenler sesimizi sizlere duyurmaya çalışıyoruz. Burslu öğrenciler olarak içinde bulunduğumuz durum ve yaşamakta olduğumuz sorunlar hakkında size bir miktar bilgi vermek istiyoruz, lütfen sesimize kulak veriniz.
Yurtdışında Burslu Eğitimdeki İki Temel Sorun:
İlk sorun, 1996 yılındaki yasal düzenleme öncesinde yurt dışına yüksek lisans ve doktora eğitimi için gönderilen burslu öğrenciler için uygulanan ve Türk Lirası üzerinden yapılan borç hesaplama yöntemidir . Bu uygulamaya göre söz konusu borcu oluşturan ana paraya % 50 ceza eklenmekte, daha sonra bu tutara en yüksek resmi oran üzerinden faiz uygulanmaktadır. Bilindiği üzere Türkiye'de, 1996-2002 döneminde yaşanan ekonomik dalgalanmalar devlet alacaklarına uygulanan faiz oranlarını çok yüksek seviyelere tırmandırmıştır. Bu faiz oranları biz bursiyerlere geri ödemeler sırasında büyük zorluklar çıkarmakta, hatta ödemelerimizin imkansız hale gelmesinde büyük bir etken oluşturmaktadır. Bu şekilde yapılan hesaplamalar sonucunda, bir bursiyer, devlet tarafından kendisine yapılmış olan harcamaların çok daha üzerinde bir faiz borcunu ödemek zorunda kalmaktadır. Daha açık bir anlatımla, borca hesaplanan faiz miktarı, borcun kendisinin çok daha üzerinde olmaktadır.Bütün bu olumsuzlukları daha da vahim hale getiren diğer bir unsur da, çok büyük meblağlar tutan bu ödemelerin en çok 5 yıl içinde bitirilmesinin şart koşulmasıdır.
ABD'de öğrenim gören bursiyeler için ikinci sorun, doktora öğrenimi için belirlenmiş olan 5 yıllık süre sınırlamasıdır. Son on yıl içerisinde Amerika Birleşik Devletleri'nde doktora eğitiminin ortalama süresi 8 yılın üzerine çıkmış olmasına rağmen, yurt dışına burslu gönderilen öğrencilere 1416 sayılı çok eski bir kanuna dayanarak en çok 5 yıl öğrenim izni verilmektedir. ABD'nin resmi araştırma kurumu olan Ulusal Akademiler'in yaptığı istatistiki araştırmaya göre 1970'lerde 6 yıl olan ortalama doktora eğitimi süresi 1996 yılında 8 yıla ulaşmıştır. Buna rağmen, ABD'deki üniversitesinin gözünde son derece başarılı kabul edilen bir Türk öğrenci 5. yılın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başarısız kabul edilmekte, derhal eğitimini bırakarak görev istememesi halinde kendisi ve kefilleri dava edilmektedir.
Bu Sorunların Ortaya Çıkardığı Sonuçlar:
Türkiye'nin en başarılı öğrencileri arasından ülke çapında sınavla seçilerek burs verilen öğrenciler ABD'deki doktora öğrenimleri sırasındaki başarı durumlarına bakılmaksızın beş yılı doldurdukları anda Türkiye tarafından başarısız kabul edilmekte ve haklarında tazminat işlemi başlatılmaktadır. Bunun uzun vadeli sonucu olarak ülkemizin en büyük eğitim projelerinden biri baltalanmakta, en büyük zararı da Türkiye'mizdeki üniversiteler ve burada okuyan gelecek nesiller görmektedir.
Yurt dışına gönderiliş amacımıza uygun olarak eğitimimizi devam ettirirken süresinde bitirememe nedeniyle veya öğrenim sonrası kendi isteğimizle ilişiğimiz kesildiğinde çıkarılan ağır borç yükü bizleri son derece mağdur etmektedir . Verilmiş olan süreyi geçen bir zamanda, fakat başarıyla eğitimlerini tamamlayan öğrencilere ise, eğitimlerine devam ederken borç ve faiz tahakkuk ettirilmekte, hizmet yerlerine dönseler dahi fazladan geçen bu süreler için faiz borcuna maruz bırakılmakta ve bu miktarların atama öncesinde ödenmesi kendilerinden beklenmektedir. Hizmet yerlerine dönmeyi engelleyen bu meblağlar, her ne olursa olsun ülkesine hizmet etmek isteyen bir çok idealist eğitimcimizi yurt dışında kalmaya zorlamaktadır. Bu durum, takdir edilecek bir emek ve özveriyle yetiştirilip kıt kaynaklarla, çok büyük paralar harcanarak yurt dışına eğitime gönderilen bir neslin ve Türkiye'nin geleceği için yaptığı en önemli yatırımlardan birinin ziyan edilmesinden başka birşey değildir.
Çözümler ve Beklentilerimiz
Şu anda Meclis Genel Kurulu'nda bekleyen "Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Taşarısı" nin 1. maddesi hali hazırda Türk Lirası üzerinden borç ödemek zorunda bırakılan birçok öğrenciye döviz üzerinden ve daha adil bir hesapla ödeme olanağı sunmaktadır. Bunun bir an önce yasalaşmasını umuyoruz.
Mevcut durumda, yurtdışında çalışmak zorunda kalmış ve tazminat ödeyen öğrencilerimizin ülkelerine geri dönmelerini kolaylaştıracak uygulamalar hem bizlere hem de ülkemize yarar sağlayacaktır. Bu uygulamaların en önemlisi, borç ödemesinin hangi evresinde olursa olsun öğrenimini tamamladıktan sonra görev talep eden öğrenciden ayrıca yeni bir faiz borcu istenmeksizin mecburi hizmetine başlamasına olanak sağlanmasıdır. Sözkonusu kanun tasar ısı buna da olanak sağlamaktad ır.
Borca eklenen %50 ceza ve uygulanan yüksek faiz oranlarının yani sıra, ödeme süresinin 5 yıl ile sınırlı olması borcu ödenebilir olmaktan çıkarmakta, sonuç olarak da borçlu ve kefilleri çok zor durumlarda kalmaktadir. Bu şekilde borcun abartılı rakamlara ulaşması bu borcun devletçe tahsilini de imkansızlaştırmaktadır. Borç için adil bir hesaplama yapılarak, borçluya makul bir ödeme süresi verilmesi durumunda her iki taraf da zarara uğramamış olacaktir. Bu nedenle, çeşitli sebeplerle tazminat ödemek zorunda kalan öğrencilere yurt içi veya dışında perişan olmadan borçlarını ödemelerini sağlayacak süre verilmelidir.
1416 Sayılı Kanun'da değişiklik yapılarak doktora için uygun görülen süre ya öğrencilerin gönderildikleri ülke bazında ele alınmalı, ya da öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitenin de görüşü alınarak gerektiği kadar uzatılmalıdır. Böyle bir düzenlemeye gidilmesi durumunda, gerçekte başarılı oldukları halde tazminat sorunuyla karşı karşıya kalan birçok öğrenci eğitimlerini tamamlayıp yurda dönme imkanı bulacak, hem öğrenci hem de bu büyük eğitim projesi rahat bir nefes alacaktir.
Hükümetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'indeki diğer değerli temsilcilerin de bu bahsettiğimiz konuları göz önünde bulundurarak gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle yapacaklarına canı gönülden inanıyoruz. Biliyoruz ki bu konu ancak değerli basın mensuplarının halkımızı ve milletvekillerimizi yazılı ve sözlü ve görsel medya yoluyla aydınlatmaları durumunda yasalaşma şansı bulacaktır.
Değerli vaktiniz ve sorunlarımız hakkında gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Devrim Eren, Ph.D.
Postdoctoral Fellow
University of Pennsylvania
School of Medicine
Philadelphia, PA 19104

