Milli Eğitim Bakanı'na Açık Mektup
Sayın Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK
T.C. Milli Eğitim Bakanı
Sayın Bakanım,
Devlet bursuyla yurtdışına gönderilen öğrenci ve akademisyenlerin sorunlarına gösterdiğiniz duyarlılık için içtenlikle teşekkür ederiz. Sizin isteğiniz üzerine hazırladığımız ve hali hazırda devam eden sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerilerini içeren özet çalışmamızı aşağıda açık mektup halinde takdirlerinize sunuyoruz.
A. YURTDIŞINDAYKEN YAŞANAN SORUNLAR
- Yurtdışı Aylıkları: Yurtdışı öğrenci aylıkları 1994 yılından beri arttırılmamış olup, mevcut ödenen miktar ile ABD, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde bir öğrencinin öğrenim görebilmesi çok güç duruma gelmiştir. ABD’yi örnek verecek olursak, 1994-2007 arasında yaşam giderleri %63 artış göstermiş, okul harçları ise neredeyse %100 artmıştır. ABD üniversitelerinin büyük bölümünde yüksek lisans veya doktora yapan öğrencilerin minimum yaşam gideri aylık 1,730 Dolara ulaşmıştır. Bu rakam İngiltere için 1,250 Pound, Avustralya için ise 2,250 AU Doları düzeyindedir. Yaşam giderlerindeki bu ciddi artışı da dikkate alan yabancı üniversiteler artık Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği sponsor belgelerini kabul etmemeye başlamışlardır. Tezli lisansüstü programlarında yazları da eğitim ve araştırma yapmak gerektiğinden, öğrencilerin ek iş yapabilmeleri son derece sınırlıdır. Yine ABD’de son yıllarda değişen göçmenlik yasaları gereğince yabancı öğrenciler sıkı takip altına alınmış, kaçak çalıştığı tespit edilenlerin sınır dışı işlemlerine başlanmıştır.
- Doktora Öğrenim Süresi: Doktora öğrenimi için Bakanlıkça öngörülen “normal süre” 3 yıl olup, 1 yıl burslu, 1 yıl da burssuz olarak bu süre en çok 5 yıla kadar uzatılmaktadır. Avrupa’daki birçok ülkede doktora 3-4 yılda bitirilebilirken, bu süre Hollanda, Belçika, İsveç ve Norveç’te 5 seneyi aşmakta, Kanada’da ortalama 5 yıl 10 aya, ABD’de ise 7.5 yıla ulaşmaktadır. Bu bilgilerin kaynaklarını gerekli görmeniz durumunda Bakanlığa sunmaktan mutluluk duyarız. Doktora sürelerindeki ülke bazında yer alan bu farklılıklar göz önüne alınarak daha esnek bir uygulamaya gidilmesi, çok sayıda başarılı öğrencimizin eğitimlerini yarıda bırakmalarını önleyecek, mağduriyetlere son verecektir. Bu bağlamda, doktora öğrenim süresi için eğitim alınan ülkede o alandaki ortalama doktora alma süresi ve öğrencinin eğitim gördüğü okulun öğrenciyle ilgili başarı değerlendirmesi göz önüne alınıp, uygun görülecek miktarda burssuz uzatma verilerek bu sorun çözülebilir.
- Askerlik Yaş Haddi: Doktora öğrenim süresinin uzun olduğu ABD gibi ülkelerde öğrenim gören erkek öğrenciler, genellikle öğrenimlerinin sonlarına doğru 33 yaşına ulaşmakta, askerliklerini yapmamış olanların bu nedenle de öğrencilikle ilişikleri kesilmektedir. Bu devletin yaptığı en ciddi yatırımdan verim almasını engelleyen bir durum ortaya çıkarmakta, öğrenciyi sonuçları son derece ağır olabilecek bir ikileme itmektedir. Bu nedenle, ya 1111 sayılı Askerlik Kanununda değişiklik yapılarak yurtdışında öğrenim görenlerle ilgili olarak bu süre uzatılmalı, ya da bu öğrencilerin Bakanlıkça bursları kesilse dahi eğitimleri başarıyla sürdüğü sürece tazminat işlemine geçilmemesi sağlanmalıdır. Bu şekilde çok sayıda doktora öğrencisinin gereksiz yere başarısız duruma düşmesi engellenebilir.
- Eğitim Ataşelikleri: Özellikle New York Eğitim Ataşeliği her yıl artan bir iş yükü altında ezilmekte olup, sözleşmeli personel kadrosunun artırılması ve okul harçlarıyla ilgili ödemelerde yaşanılan kronikleşmiş gecikmeleri önlemek amacıyla da kendilerine 6 ayda bir gönderilen ödemelerdeki 3 ay içinde harcanmayan paranın geri gönderilmesi sınırlaması kaldırılmalıdır. Zira ABD’deki üniversiteler faturalarını topluca Ataşeliğe iletmemekte, ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle Ataşeliğin okul ücretlerinde indirim isteme gücü elinden alınmaktadır.
Yukarıdaki nedenlerle, öğrenci aylıklarının 2008 Bütçe Kanunu’na eklenecek cetvellerde minimum olarak aşağıdaki şekilde düzenlenmesi ve takip eden yıllarda ABD’deki enflasyon oranı baz alınarak (2007 itibariyle %3) otomatiğe bağlanması bu sorunu çözecektir. Aşağıda önerilen artışlar bir öğrenci için Bakanlığın yaptığı yıllık toplam harcamayı sadece %20 artırmaktadır (NY Eğitim Ataşeliği kayıtlarına göre ABD’deki bir öğrenci için Devletimiz 2007 yılında ortalama 31,085.00 Dolar harcamıştır). Öğrencilerin 6. maddede belirtildiği gibi yurtdışındaki okullardan burs almalarının teşvik edimesiyle bu yıllık artışların bütçeye yük getirmesi kolayca önlenebilecektir.
| ÜLKELER | AYLIK BURS MİKTARI II Numaralı Cetvel | |
| 1994 – 2007 | 2008 için ÖNERİLEN | |
| ABD | 1,100 USD | 1,600 USD |
| İngitere | 725 GBP | 1,000 GBP |
| Avustralya | 1,250 AU$ | 1,750 AU$ |
B. YURDA KESİN DÖNÜŞ YAPANLARIN SORUNLARI
- Özlük Hakları: MEB burslularının diğer devlet burslularına nazaran hiçbir özlük hakkına sahip olmaması ciddi bir mağduriyettir. Özellikle meslekte ilerleme, emeklilik ve sosyal güvenlik açısından 1416 ile 2547 sayılı Kanunlar kapsamında yurtdışına gönderilen lisansüstü öğrencileri arasında ciddi bir eşitsizlik söz konusudur. Bu durum, öğrencilerin mecburi hizmete başlamaları sırasında ve sonrasında da ciddi maddi ve manevi kayıplara uğramalarına yol açmaktadır. Bunun için 1416 ve 2547 sayılı Kanunlarda değişikliğe gidilerek, yurtdışı bursluları arasındaki farklılıklar giderilmelidir. İdeal olanı, bütün yurtdışı burslarının tek bir kurum tarafından verilmesi ve özlük hakları dahil öğrenci ile ilgili her türlü işlemin de bu kurum tarafından yürütülmesidir. Yeni yasama yılında başta Anayasa olmak üzere çok sayıda yasada değişiklik öngören hükümetimizin bu konuyu da öncelikle ele alacağını umuyoruz.
- Mecburi Hizmet: Yurtdışında geniş imkânlarla doktora eğitimini tamamlayan genç akademisyenleri yurtiçinde mecburi hizmet yapma konusunda tereddüte düşüren, mecburi hizmete başlamış olanları da mutsuzluğa ve verimsizliğe iten çok sayıda konu vardır. Bunların en başında mecburi hizmet süresi gelmekte olup, bu süreyi en aza indirecek teşvik programlarının düzenlenmesi son derece faydalı olacaktır. Örneğin, yurtdışında eğitim sırasında yabancı kurumlardan burs bulunması teşvik edilebilir, bakanlığın sadece aylık maaş veya sadece okul harcı ödediği öğrencilerin mecburi hizmet süreleri bire bir oranına indirilebilir. Bu durumda hem devletten, hem de okunulan üniversiteden burs alma imkânına sahip olan kişiler devlete daha az maddi yük olacaklardır. Ayrıca, yurda dönen akademisyenlerin atanmaları sırasında uzun süre işiz beklemelerini önleyecek tedbirler alınmalı, MEB veya YÖK burslusu ayrımı yapılmaksızın bu kişilerden elde edilecek verimi artırmak amacıyla bunların ülkeye en verimli hizmet sunabilecekleri kurumlara atanmalarına veya transferlerine kolaylık sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bunun yanı sıra, yurtiçindeki araştırmaları teşvik amacıyla, yurtdışından maddi kaynak sağlayan akademisyenlerin mecburi hizmet süreleri bu kaynak suresince –hali hazırda yaptıkları mecburi hizmet te göze alınarak– bire iki oranında indirilmeli, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ilgilendiren (UN, NATO, EU vb) kurumlarda uluslararası görevlere atananların da bu görev süreleri mecburi hizmete sayılabilmelidir. Mecburi hizmet konusunda ikinci önemli sorun ise bazı üniversitelerde yaşanan keyfi uygulamalardır. Yurtdışında çok sayıda yayın yapmış, edindiği bilgi birikimiyle yurtiçindeki üniversitesinin insan kaynağına ciddi oranda kalite kazandırabilecek pek çok genç akademisyen, “şucu veya bucu” olduğu iddialarıyla akademik olarak ilerletilmemekte, veya mevcut sistemin yanlışlarını sürdürmemek istediğinde bir kenara itilip, uzun yıllar tazminat tehdidiyle haketmedikleri kadro ve görevlerde çalışmaya zorlanmaktadırlar. “mecburi hizmetin var, ne dersek onu yapacaksın” zihniyeti bu insanları yurtdışına kaçmaya zorlamaktadır. Yurtiçindeki bu eziyetin önlenmesi devletin kendi insanına borcudur. Bu amaçla, Milli Eğitim Bakanlığı adına yurtdığına gönderilen öğrencilerin mecburi hizmetleri kesinlikle başka kurumlara devredilmemeli, bursu veren kurum olarak mecburi hizmet süresinin takibi ve gerektiğinde yurtiçinde gerekli görülecek başka kurumlarda bu hizmetin tamamlanmasının yasal altyapısı hazırlanmalıdır. Bu, 657 sayılı Kanunun ek 34. maddesinde değişiklik yapılmasıyla kolayca gerçekleştirilebilecek bir düzenlemedir. Son olarak, mecburi hizmetini sürdürmekte iken çeşitli sebeplerle görevlerine son verilenler veya ayrılanlara uzun yıllar önce imzaladıkları ve %100’e varan fahiş cezalar öngören sözleşmeler esas alınarak borç hesabı çıkarılmakta, 1.8.1996 yılında 657 sayılı Kanuna eklenen Ek 34. Madde hükümleri yok sayılmaktadır. Bu konuda Ek 34. madde hükümleri hakim kılınmalıdır.
- 5535 Sayılı Kanundan Faydalanan Burslular: 5535 sayılı Bazı Kamu Alcaklarının Tahsili ve Terkinine İlişkin Kanun kapsamında mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmek için görev isteyenler ile borcunu ödeyerek “borcu ve mecburi hizmet yükümlülüğü kalmamıştır” yazısını almış olan YÖK bursluları, daha önce kendileri hakkında açılmış olan alacak davalarının üniversiteler tarafından ısrarla devam ettirilmesi nedeniyle mağdur durumdadır. Ortada dava konusu bir borç kalmamasına rağmen, bazı üniversitelerin hukuk müşavirleri sadece kendi çıkarları için, 10-15,000 YTL gibi son derece yüksek meblağlarda ulaşan “avukatlık ücreti” alabilmek uğruna konusuz kalmış bu davaları devam ettirmektedirler. Halbuki, Maliye Bakanlığı 29 Eylül 2006 tarihinde yayınladığı tebliğle bu konuya yeni bir düzenleme getirilmiş, devam eden mahkemelerin nasıl sonlandırılacağını, mahkeme ve vekalet ücretlerinin nasıl değerlendirileceğini belirlenmiştir. Üniversitelerimizin de bu konuda Maliye Tebliği ve MEB uygulamasına uygun hareket etmeleri sağlanırsa bu sorun çözülecektir.
- Yurticinde 35. madde ile zorunlu hizmeti olanlar: 2547 sayılı Kanunun 35. maddesine dayanılarak, mecburi hizmet karsılığı ve zorla kadro nakli yoluyla büyük üniversitelere yurtiçi eğitim amacıyla gönderilen araştırma görevlilerinin bu hizmet yükümlülükleri, 1.8.1996 tarihinde yürürlülüğe giren 657 sayılı Kanunun Ek 35. Madde kapsamında ortadan kaldırılması gerekirken, bu akademisyenler 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi gerekçe gösterilerek hala mecburi hizmetle yükümlü tutulmaktadırlar. Halbuki, 657 sayılı Kanuna eklenen 35. maddenin amacı bizzat bu mağduriyeti ortadan kaldırmaktı. Zira bu kişiler gönderildikleri yurtiçi üniversitelerinde hizmet karşılığı maaşlarını almışlardır. Bu nedenle, 657 sayılı Kanunun ek 35. maddesi dikkate alınarak 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi kaldırılmalıdır.
Yukarıdaki başlıklar altında Bakanlığınızın girişimiyle yapılabilecek her türlü çalışmada sizlere yardımcı olabilmekten mutluluk duyarız.
Türk Burslular Birliği Yönetim Kurulu
7 Ekim 2007

