Yurtdışındaki bilim elçilerimiz
Milliyet Gazetesi'nin yazarlarından sayın Abbas Güçlü bizlerle ilgili olarak 31 Ocak 2006 tarihli Milliyet Gazetesi'nde aşağıdaki yazıyı yayınlamıştır. Sorunlarımıza karşı gösterdiği duyarlılıktan dolayı kendisine çok teşekkür ediyoruz.

"Yurtdışındaki bilim elçilerimiz"
Burslu olarak yurtdışına gönderilen yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin perişanlığı devam ediyor. Kendilerine öylesine yüklü faturalar çıkarılmış ki altından kalkmaları mümkün değil. Bu yüzden akıllarını, sürdürdükleri araştırmalara değil, borçlarına takmış durumdalar.
Kendilerini rahatlatacak yasa tasarısı ise TBMM'ye gelmesine rağmen, bir türlü, görüşülmesi öncelikli yasalar arasına girmiyor. Oysa buna öylesine çok ihtiyaçları var ki! Türkiye, bir yandan bilişim çağını yakalamak için uğraş veriyor. Öte yandan bilim adamlarına adeta işkence çektiriyor.
Eminim ki bu durumdan Başbakan Erdoğan'ın haberi yok. Eğer olsaydı, bu sorun bugüne kadar çoktan çözülmüş olurdu. Bundan kesinlikle eminim. Çünkü her ne kadar YÖK'le, üniversitelerle kavgalı da olsa, bilim adamlarına, özellikle de genç bilim insanlarına sempatiyle bakıyor. TÜBİTAK'a geçen yıl verilen ekstra bütçe ve bu yıl sağlanan ek olanaklar, bunun bir göstergesi.
Milli Eğitim Bakanlığı'na gelince, asıl şaşkınlık yaratan onlar. Çocuğunu kolejlere gönderenlere, "Bankalardan alacağınız kredinin yarı faizi bizden. Ayrıca herkese 1000 YTL eğitim yardımı yapacağız" derken, yurtdışında çok daha zor koşullarda öğrenimlerini sürdürenler için bir şeyler yapmaması, çok garip.
Türkiye, bilim ve teknolojide yol kat etmeden bir yere varamaz. Bill Gates'in dün gözlerini kamaştıran da pırıl pırıl gençlerimizdi. Ama nedense, başkalarının çok önemsediği gençlerimizi, biz bir türlü anlayamıyoruz.
Yurtdışındaki burslu gençlerimiz, kendi yaş grubunun en iyileri arasından seçildi. Bursluluk sınavlarını kazanıp oralara gitmek o kadar zor ki! Çoğu da yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş. Son bir yılı kalanların ya bursu kesilmiş ya da geri ödemeleri istenmiş ki, bu onlara yapılacak kötülüklerin en büyüğü...
Türkiye'de bankerzedeler gibi çok zedeler oldu. Sanki şimdi onlara bir de bilimzedeler eklenecek. Devletten aldığı 60 milyarlık bursa karşı, doktora öğrencilerinin önüne 210 milyar liralık fatura konulmuş!
Öğrenci bunu nasıl ödeyecek? Ayrıca ticari kredilere uygulanan faiz oranlarının çok daha fazlasının öğrencilere ödenmesinin ne gibi bir mantığı olabilir? Pek çok ülke, yurtdışına gönderdiği öğrencilere ödediği bursları ya karşılıksız veriyor ya da sıfır faiz ve uzun döneme yayılan taksitler halinde istiyor. Peki biz ne yapıyoruz? Bilime gönül veren insanlarımızı sadece ekonomik olarak değil, ruhen de çökertmek için her gün yeni bir formül buluyoruz.
Zor duruma düşen, perişan olan sadece onlar mı? Aileleri ve kefillerinin durumu da öğrencilerinkinden farklı değil. Onlar da aylardır, yıllardır, bu yükün altında büyük bir moral çöküntüsü içindeler.
Öğrencilerin de ailelerinin de, ana borcun affedilmesi gibi bir beklentileri yok. Onların istediği, aşırı faizlerin ya hepten kaldırılması ya da makul seviyelere indirilmesi. Daha da önemlisi, taksitlerin ödeyebilecekleri düzeye indirilmesi.
Doktorasını bitirip yardımcı doçent olarak görev yapan öğretim üyeleri de aynı durumda. "Devletin bize verdiği maaş 1000 dolar civarında. Ama taksit olarak iki bin dolar istiyor. Bu mümkün değil. Bu yüzden, hayatımız altüst oldu" diyorlar.
Başbakan Erdoğan'ın da Milli Eğitim Bakanı Çelik'in de, Maliye Bakanı Unakıtan'ın da çocukları var. Milletvekillerinin de öyle. Anne baba olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Onlar kendi çocukları için hangi kaygıları duyuyorlarsa, burslu öğrencilerin aileleri de aynı kaygıları duyuyor. Lütfen onlara yardım edin!
Özetin özeti: Türkiye aydınlık yarınlara kavuşmak istiyorsa; mum yakanlara, mum taşıyanlara ve onu hiç söndürmeyecek olanlara yardım elini uzatmak zorunda. Gençlere destek olmuyoruz, bari köstek olmayalım...
Abbas Güçlü
aguclu@milliyet.com.tr
Milliyet
31 Ocak 2006

