TBMM içindeki dışındaki partiler: Bu emanet sizin!

Star Gazetesi yazarı sayın Cumali Ünaldı 25 Ocak 2006 tarihli Star Gazetesi'nde aşağıdaki yazıyı yayınlamıştır. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.


Kanayan bir yara görüyorsunuz. ‘Adam, aldırma da, geç git’ demiyorsunuz, aldırıyorsunuz. Hakk’ı tutup kaldırıyorsunuz.

Tabii, adınız Mehmet Akif Ersoy ise.

Böyle anlatıyor rahmetli Akif, Safahat’ta.

Kaç gündür, uykularımı kaçıracak şiddette, her biri ayrı bir insan dramı olan iletiler alıyorum. Her birinin ayrı bir hikayesi var; yürekten gelen bir çığlığı, bir gözyaşını gizliyor.

400 tane genç ve seçkin beyin. Kendi dalında ‘bir numara’ olma iddiasında. Sınavlar kazanıyorlar, devlet ‘burs’ları alıyorlar, güle oynaya, elin garip memleketine, bilim öğrenmeye gidiyorlar.

Öğreniyorlar da.

Ayrı nedenleri var, ama, aynı kaderin mahkumu olmaktan kurtulamıyorlar. Daha uzun olabilen doktora süresini, devletin 5 yılla kısıtlaması sonucu;ya da gencecik insanların, bu süre içerisinde yüreklerinin sesini dinlemeleri yüzünden yabancı eşlerle evlilikler, askerlik, ya şu, ya bu... Olan oluyor ve bu genç beyinler, akıl almaz yüksek faizlerle aldıkları bursları ödemek durumunda kalıyorlar.

Özelliğimizdir, vurduk mu, öldürürüz. Mahkemelerde 3000-4000 yıl gibi insan hayalinin almayacağı cezalarla yargıladıklarımızın, kısa sürede beraat ettiğini çok görmüşüzdür.

Bu gençleri de yüksek faizlerle, 250-300 milyar civarlarında geri ödemeye mahkum ediyoruz, aldıkları 70-80 milyar tutarında burs için.

Ödeyebilecekleri bir rakam değil. Onun ötesinde, üste de para verip bu ülkede yararlanmak için kırmızı halılar serip karşılayacağımız vasıflı insanları, sürüm sürüm süründürüyoruz. Devletine ve milletine küstürüyoruz, bu ülkeye hizmet etme imkanını ellerinden alıyoruz.

Bu yara öylesine kanamaya başlıyor ki, bir araya gelip dernek (Turkish Scholars Association-Türk Burslular Birliği); sorunlarını anlatmak için web sitesi (www.burslu.org) kuruyorlar, ulaşabildikleri her yere mektup yazıp, dertlerini anlatıyorlar.

Kim bunlar?

Her tarladan bir kesek misali, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden geliyorlar. Çoğu, maddi olanakları zayıf ailelerden. En iyisi, memur çocuğu. Hiç birinin, bu borç yükünü çekecek kudreti yok.

Adları Mustafa Mirik, Mehmet Faruk Özçınar, Ayşe Nilgün Kaya, Nihat Güner, Devrim Eren, Orhan Şahin, Burak Aksoy, Cemil Yılmaz, Gökhan Uluderya, Mediha Aksoy... gibi daha yüzlercesi.

Pırıl pırıl bilim adamları. Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu alanlarda ihtisas yapmışlar. Ülke için her şeyi yapmaya hazırlar. Yeter ki sorunları çözülsün, kendilerine imkan verilsin.

Uzmanlık alanlarına giren bilgiler için, milyonlarca dolar ödüyoruz. Orman ağaçlarına musallat olan aphidler(bitler) bize yılda kaç milyon dolarlık zarar veriyor, bileniniz var mı? Bu gençlerin içinde, uzmanlık alanı tam olarak bu konu olanlar var. Ya da İsrail’den ithal ettiğimiz, kendinden tohum alınamayan, bir defaya mahsus ekilebilen sebze tohumlarının, altından daha değerli olduğunu, yılda kaç milyon dolar vererek ithal ettiğimizi bilen kaç kişi var? Bu gençlerin içinde, dünyanın en önemli tohum ıslah şirketlerinde direktör olarak çalışanlar var.

Bunlar, Türkiye’ye hizmet edebilirler.

Lütfen, anlamaya çalışalım.

Bir hesap yapalım; bunları küstürerek, gırtlaklarına basarcasına alacağımız burs geri ödemeleri mi, yoksa onların ülkemize hizmet etmesi mi daha karlı olacak?

Devlet gibi düşünemiyorsak, tüccar gibi...

En azından insan gibi düşünelim.

Sözüm TBMM’ne, tüm siyasal partilere, sivil toplum örgütlerine, Türkiye’nin sorunları için çözüm arayan herkese...

Bu gençlerle en kısa zamanda uzlaşalım, Türkiye’ye hizmet etmelerine aracı olalım.

En azından, sorunlarımızın çözümünde bilimi öncü kılalım.

Ne dersiniz, bu iş ‘ısrafı önleme’ye girer mi Prof. Dr. Aziz Akgül?

25.01.2006